10 Ağustos 2013 Cumartesi

Hakkari Mutfağı




Sümbül Dağı


Hakkari der ki;

Ey dağlar,
belki de burada değer göğe dumalı başım
dalından bir siyah üzüm
yada uzanan yollar kadar yüklüdür benim gamım…”


İyi ki  yemek yapıyor, yazıyor ve iyi ki de hayatın tamda ortasında duruyorum…Yılllardır Türkiye içinde yaptığım yemek seyhatlerinin gidilecek yerler sıralamasında ilk sıralarda hep Hakkari duruyor bende  yıllardır gideceğim zamanı bekliyordum.

Ramazan bayramında tatilide vesile ederek çıktım yola önce Van’a uçacak ardından Hakkari’den başlayıp Şırnak, Siirt, Batman turunu tamamlayacaktım. Hakkari Türkiye’de gördüğüm iller sıralamasında 74. sırada yer alacak bende neden bu kadar geç geldim diye hep hayıflanacağım. Size bu yazımda bu seyahatin ilk durağı olan Hakkari mutfağını anlatmak istiyorum. Yolunuz düşer mi bilmem, lakin yerel sebze ve meyveleri yemek için bile Hakkari’ye tekrar tekrar gelirim.
Kaldığım evden Hakkari ve Sümbül manzarası

Gelelim konumuza,

Uzun zamandır meyve yerken ellerim yapış yapış olmamıştı. Geçenlerde yazdığım bir yazıda ne yazık ki bahçe sebzesi ve meyvesinin bir yalan olduğunu


çocuklarımızın belki de gerçek gıdayı  bir daha asla yiyemeyeceğini  belirtmiştim lakin işte burada böyle değil. Korunan yerel tohumlar, verilen emek hala eskisi gibi gelin beraberce biraz Hakkari sebzelerine  ve mutfağına bir göz atalım;

Hakkari’nin yerli sebzeleri

Salatalık
Hakkari’de yerli sebze ve meyvelerin tohumları saklanıp tekrar ekiliyor. Zira dışarıdan gelen sebzelerde tohumların saklanması mümkün olmuyor bu yüzden de Hakkari salatalığı kendisine has kalabiliyor.   Salatalık mevsimi gelince toplanmıyor ve sonbaharın son ayına kadar dalda bırakılıyor. Dalda kalan salatalık mevsim sonunda sararıyor. Bunu dalından toplayan çiftçi salatalığın içindeki tohumları alıp poşete koyup kurutup saklıyor. Ilk baharda tekrar ekip kokulu, sert, sulu ve  kendine has bu salatalığı da  korumuş oluyor.

Domates
Tıpkı salatalık gibi saklanan domates tohumu baharda yeniden ekilip kokulu, nefis ve pembe Hakkari domatesi oluyor. Domateslerini anlatan Hakkarililer “eğer yapraklarını ellersen cennetin kokusunu duyarsın” diyorlar.

Beyaz soğan
3 yılda ancak ürün veren bu soğan özellikle korunuyor. 1.yıl ilk baharda ekilen soğan sonbaharda tohum veriyor. Alınan bu tohum 2. yıl baharda ekiliyor ve bu tohumdan Kığss elde ediliyor. Bu arpacık soğan benzeri tohum 3. Yıl bahar tekrar ekiliyor ve o yıl halis mulis Hakkari beyaz soğanı elde ediliyor.

Biz de soğan deyip geçiyoruz ya…

Fasulye
Fasulyeyi kırdığında içinde su damlaması benim de ilk kez şahit olduğum bir durum. Toprağı, suyu havası bu fasulyeyi bambaşka yapıyor o da kesin. Yine ayni şekilde sonbaharda saklanan tohum bir sonraki yıl tekrar ekiliyor ve yerel tohum korunuyor.


Hakkari mutfağı

enfes Hakkari yemekleri

Tırşıkçelya
Bir nevi köfte içinde köfte yada içli köfte…kırık pirinç, bulgur ve oğlak kıymasından hazırlanan köftenin içine soğanlı pişmiş kıymalı harç konuluyor. Daha sonra bol yerli Hakkari beyaz soğanı ve suda bekletilmiş muhakkak Çukurca sumağının içinde haşlanarak pişiriliyor.

Doleme
Pirinçle hazırlan küçük köfteler bahçe kabağı yahut bal kabağı ve haşlanmış nohutla salçalı suda pişiriliyor. Lakin köftenin içindeki reyhan ve bahçe kabağı yemeği bambaşka bir hale getiriliyor. Kanımca Hakkari mutfağının en leziz yemeklerinden biri

Hakkari Keledoşu
Nohut, fasulye ve buğday beraberce haşlanıyor daha sonra patates, sarımsak, yogurt ve çavşink (mavi göz otu)  ile beraber pişiriliyor. Yanlız otu yemeğe katmadan haşlayıp süzüyoruz.  Van mutfağında da tarifi olan keledoş Van’da keş ile Hakkaride yoğurtla pişiriliyor.

Rişte
Aslında bir nevi daha kalın kesilmiş erişte…Un, yumurta ve su ile hazırlan hamur irice kesilip  nohut ve cate otu ile pişiriliyor. Cate’nin verdiği aroma ise yemeği eşsiz kılıyor.

sofra detay
Kürt Köftesi
Ince bulgur, reyhan, karabiber ve kırmızı biber ile hazırlanan bulgurlu köfte haşlanıyor. Diğer tarafta yeşil mercimek , salça, kuru soğan ve tereyağı ile hazırlanan sos köftelerin üzerinde servis ediliyor. Yörede bir çok tarifi bulunsada mercimekli sos onu Hakkari’ye özel hale getiriyor.

Savaalobya
Hakkari’nin kendine has fasulyesi haşlanıyor daha sonra bulgur pilavıyla beraber pişiriliyor.

Kıyis
Kemikli kuzu eti uzun süre haşlanır daha sonra kuzu etinden hazırlanan köfteler, taze ceviz, kuru üzüm, dövülmüş buğday, beyaz soğan,  sumak ve  salçayla beraber pişirilir.  Kıyıs Hakkari’nin en önemli iki düğün ve davet yemeklerinin biridir. 

Doğeba
Kuzu etinden köfteler, kemikli kuzu eti, yoğurt, dahn (dövülmüş bugday)ve  cate ile hazırlanan diğer bir davet ve düğün yemeğidir.

Kemikli kavurma
Kemikli kuzu eti önce uzun süre az suyla haşlanıyor. Daha sonra suyunu çekince tereyağı ile kavruluyor.

Hegedanlı pilav
Ilkbaharda karlar kalkınca ilk çimen sürümünden sonra Hegedanın 20 cm büyümesi beklenip toplanır. Daha sonra kurutulan hegedan yemeklerde kulanılır. Ama en çok bilinen ve yapılan tariff pilavıdır.
Yemekte kullanılacak hagedan önce haşlanır ve sonra yemek yapmaya başlanır. Pilavını yaparkende bu kural uygulanır.

Tırşik
Ince bulgur un ve su ile güzelce yoğrulur. Diğer tarafta kıyılmış yahut dövülmüş ceviz içi tereyağı ve unla kavrulur. Avuç büyüklüğünde açılan ince bulgurlu hamurun ortasına kavrulan ceviziçi konulup kapanır. Bir tanesi bir porsiyon gelmelidir. Çavşin otu, sumak suyu ve beyaz soğanla hazırlanan suyun içinde haşlanarak suyuyla beraber servis edilir. 

Maşin çorbası
Maş, nohut  ve buğday beraberce  akşamadan ıslanır. Bir gün sonra tencerede kavrulan soğana akşamadan ıslatılan bakliyatlar eklenir. Yeterince su eklenip beraberce pişirilir.  Yemek pişmeye yakın un ve salça yağda kavrularak meyanesi yapılır. Çorbaya katılarak servis edilir.




Gezi ile alakalı fotoğraf ve detaylara ;

ınstagram/omurakkor
facebook/omurakkor
facebook/m omur akkor sosyal medya adreslerimden ulaşabilirsiniz.



5 Ağustos 2013 Pazartesi

DOHA


DOHA





Bu seyehat bana ne katar ?
Bakalım ne katmış J
Nasıl geçti 30 küsür gün anlamadım…günlerdir dönsem diye beklerken geleceğim gün 1 hafta daha kalsam mı acaba? diye düşünmeme de şaşırdım.
Doha gerçekten zor bir yer ama yine giderim yine giderim…

Sizler için bir Doha sözlüğü hazırlamaya karar verdim. Bu sözlüke Doha diyince bende aklıma gelenler neler onlara bir göz atacağız. Biraz birininden alakasız bulacaksınız ama sormayın niye böyle J

Dünyanın insanı
Gerçekten herkes burada…benim çalıştığım otelde 60 milletten insan vardı. Doha’nın bence en eğlenceli kısmı, yardımcılarım Nepalli, Myanmmarlı ve Suriyeli’ydi. Ama Senagalli, Mısırlı, Bagledeşli, Hintli, Mekadon, İspanyol kimi ararsan ordaydı.

Hakkasan
Yıllar önce Türkiye’ye açılan ancak 6 ay kadar açık kalan efsane çin lokantası…Londra şubesi Michelin yıldızlı lakin Doha’da St. Regis’in içinde bulunan şubesi şimdiye kadar gördüğüm en iyi restoran ambiyansına sahip. Yemekleri anlatmaya gerek yok zaten bu sene Doha’da Hakkasan hatrına çalıştım desem her şeyi anlatır heral.
Ben pekin duck, crispy duck salad, jasmine aramotize RİB, dim sum ve wagyu beef hastası oldum, bambaşka bir deneyim hiç bir yere benzemez…

Hava – Su
Ne yazık ki ikiside yok özellikle de yazın. Şimdi bu yazıyı Bursa’da Uludağın eteklerinde bulunan evimin serin havasında yazıyorum ya bambaşka his bu his.. bir yerde hava olmazmıymış yahu...
Havada suda İkiside suni ama bence bu tür bir yerde görülmeli mi kesinlikle evet, sonunda şükrümüzün artacağı kesin.

Idam
Adamım Alain Ducasse’nin Museum of Islamic Art’ın içindeki efsane dükkanı.. kaç kez kapıdan döndüm bende hatırlamıyorum. Bu seferde yemek yemeyi başaramadım. Ocak ayına kadar sadece Katar emir ailesi için açıktı., şimdi ise sadece perşembe cuma cumartesi pazar çalışıp öğlende açmıyor süreklide dolu, baya artislik olmakla beraber sanırım Doha’nın da en pahalı dükkanı. Şarap ve alkol satmaması itibariyle Alain Ducasse ‘nin karizmasını sarstığı söylentileri de bence boş.

İngilize
Resmi dil sanki devlet daireleri, okullar her yer ingilizce pek tuhaf

Kaçmak
Çalışmaya gelmişsen vize bir garantör taraıfından alınıyor ve o imza atmadan ülkeden ayrılamıyorsun. Öyle kendi başına uçağa atla ülkeye dön yok yani…

L’awaazar
En evdiğim balıkçı bence eşine dünyada az rastlanır. Michelin falan yok ama ortalığı yıkar derim. Ramazanda kapalı olduğu için gidemedim ama geçen yıl 12 günde 3 kez gittim. O biçim yani J
Market by Jean Georges
Yine jean geroges’un  daha avrupa mutfağı dükkanı, spor bir menusü var o da bu yıl dalında Doha’nın en iyisi seçildi.

MİA
MUSEUM OF İSLAMİC ART (MİA)

Sanırım benim için Doha’nın en güzel yeri. Çok çok güzel bir müze, müzenin cafesi de Alain ducasse’nin, en azından bir tatlısını yiyin derim ki ben yedim bir an paris’e gidip geliyorsunuz. Eserler , sunum, bina, hediyelik eşyaları her şeyiyle çok güzel bir yer.

Souq wakif
Eski Doha ama yalandan J eskiye uygun olarak yeniden inşa edilmiş, nargile, hengame, baharatlar, sıcak, toz, kalabalık, karman çorma fakat şehri soluğunuz tek ye..tamam artık bu coğrafyadayım dedirtiyor size.

Spice Market
Çok  Michelin yıldızlı Jean Georges’in efsane asya lokantası son 2 yıldır Doha’nın en iyisi seçiliyor. Gerçekten çok etkileyici. Kokteyller ve sushileri için Doha’ya seyahat edilir…  Sushiler gerçekten inanılmaz !!!

Qatara
Güzel yer hava sıcak olmazsa enfes bir plajı ve yürüyüş yolu var ama gezecek hava yok yazın.

Pearl
Denizi doldurularak yapılmış bir şehir. Çok pahalı ve lüks bir yer…Rolls Royse bayisinde 9 adet RR bulunuyor. Sanırım fabrikada bile yoktur bu kadar ama ölçeği anlamanıza yardımcı olmak için bu örneği verdim.

Spice bed
Ev kiraları 1 oda 1 salon 3000 dolar civarında olursa tek odada genelde 4 kişi kalırsın ama vardiylı çalışırsan spice bed uygulaması var yanı 4 kişi o evde 12 saatliğine kalır  kirayı 8 kişi  bölüşürsün. ( pek yorum yapmak istemem)

Sıcak
Hava gerçek olmayacak kadar sıcak 50-60 derece bazen, insan inanamıyor. Hele birde rüzgar varsa ya araba egzosuna düştüm sanıyorsun yada fön makinesinin içine J garip ama insan seviyor sanki bu sıcağı

Soğuk
En tuhafı …her yeri daha da sıcak sanmana sebep olanda bu…Tüm kapalı alanlar 17- 19 derece sürekli hırka yada uzun kollu bir şeyler giymek durumunda kalıyorsun bu ikilemi hiç anlamadım. Neden bu kadar soğuk ?

Taksi
Valla insanın tüyleri ürperiyor bahsetmeyeceğim.

Toplu taşıma
Doha’da toplu taşıma yok

west bay siluet 













West Bay
Şehrin gökdelenlerle dolu yeni kısmı gökdelen seviyorsanız tam size göre. Doha’nın en övünç duyduğu silüeti. Çalıştığım W hotel orada olduğu için bende west bay çocuğu olarak takıldım ama altın kafes gibi desem yeterli heral. 

10.000 riyal (5000 tl)
Doha’da çalışıyorsanız ve aylığınız 10.000 riyalin altındaysa  ailen Doha’ya giremez !
eski inci yelkenlileri

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Hüzün başkenti Bosna


“…
Ah Bosna ah,
On dokuz kaynaktan gelen sularını içsemde
Yangınım sönmez,
Ah Bosna ah,
Üzerinden on dokuz yıl geçse de
Acım hiç dinmez…”

Ne kadar geç gelmişsen o kadar pişman oluyorsun. Savaşın izleri gitgide azalsada aslında her yerde durduğunu görüyorsun. Bazen bir evin dökülmüş sıvasında bazen  bir anıtta bazen de apansız karşına çıkan ve herkesin ölüm tarihinin ayni yazılı olduğu bir mezarlıkta rastlıyorsun savaşa… En çok karşılaştığın yerse insanların gözleri oluyor, acıdan tutulan dilleri ve tüm korkularıyla bakıyorlar sana.

Bosna şimdiye kadar görüğüm yerler içinde en etkileyci olanlar asındaydı. Gezerken, yerken, içerken yahut gülümserken birden aklına geliyor ve boğazın düğümleniyor. Bir yandan kendini sokaklarına atarken diğer yanda koca kalabalıkta yalnız kalıyorsun.  Ve tüm  bosna’yı büyük bir hüzünle geçiyorsun…

Genel hayat
Bosna’da 3 cumhurbaşkanı (sırp, hırvat ve Boşnak) ve 11 Başbakan’la yönetilen 3’lü kanton. Bunun nedeni de açık; istikrarsızlık talebi
Kimin kim olduğunu en azından turist olarak pek anlamıyorsun ama aralarındaki bu zoraki ilişki herkesin yüzüne yansımış, kimsenin diğerini pek sevdiğini sanmıyorum. Yapılanlar doğal olarak unutulamıyor ve istemesende sevmesende ayni yerde yaşıyorsun. Gerçekten herkes için çok çok zor bir hayat.
Savaştan çıkmış ve fırladığı okun ivmesiye tutulamayan hayatlar, korkudan hala evden çıkmayan insanlar,  balkonunda oturmayan evler ve bu evlerle dolu şehirler, katliamın ve soykırımın fotoğrafları ile  dolu müzeler, ecdadın şehirleri birleştirsin diye yaptırdığı köprüler ve nihayetinde insanları ayıran nehirler…

Saraybosna

Bosna’nın başkenti, her yeri ile kendine has yeşillikler ve sular içinde rüya gibi bir şehir. Özellikle Osmanlı’nın etkilerini Başçarşı bölgesinde daha da net gözlemliyorsun. Osmanlı’nın elinden çıkmış olması ve üzerinden geçen koca bir savaşa ragmen hala ayakta ve hiç bir değişime uğratılmadan korunmuş, ne alaka diyeceksiniz ama aklıma uzay çatıyla kaplanan Bursa kapalı çarşı geliyor “ne alaka” diyorum.  Herşeye ragmen Bosna’da tarih bu kadar özenle korunurken bizde gitgide kimliğinden uzaklaştırılıyor. Aslında merakta etmiyor da değilim çarşılar  mı uzaklaşıyor kimliğimden yoksa ben mi ? pek anlayamıyorum.

Mostar
mostar köprüsü 
Ne desem nasıl anlatsam boş şehrin her hangi bir yerinden Mostar köprüsüne baktın mı ne olduğunu anlıyorsun.
Harcında su ve çimentodan daha fazla besmele ve sabır’ın olduğunu söylüyor fotoğraflarına bakarken bir arkadaşım, pekte üstüne bir şey demeye dilim varmıyor.
potiçelli kalesi



Potiçelli 
Osmanlı’nın 1444’de adriytik’te aldığı son nokta. Yaşarken gördüğüm en etkileyici yerlerden biri zaman 1400’lerde durmuş sende zaman makinesi ile geri gelmiş gibi hissediyorsun. Defalarca gideceğime adım gibi eminim.



BOSNA MUTFAĞI

Aslında genel olarak sadece yemek için seyahat etsemde bu ilk Bosna ziyaretinde bu hususu biraz es geçtim. Çünkü defalarca Bosna’ya gelecek ve yediklerimi en nihayet fazlasıyla yazacağımı biliyordum. Ama yine bahsetmek istediğim çok önemli husular var

Cevapiçi
dünyanın en güzel köftesi 
Çok net söylüyorum, hayatımda daha iyi köfte yemedim. Gerek eti gerek pişirme tekniği gerek yanında ki ekmeği gerekse onu bambaşka yapan kaymakla servisi
Ile bir başyapıt. Bosna’ya sadece bu köfteyi yemek için defalarca gelebilirim. Aslında her yazdığım yemek hakkında detayları muhakkak ayrıntıları ile beraber yazarım ancak bu sefer hepsini es geçtim detayların tamamını bir sonraki belki de daha sonraki bir sefere bırakıyorum. Bosna’da özellikle doğası itibariyle  et ve süt ürünleri bambaşka yanı sıra gelişmeyen endüstri, hurdanın hilenin olmaması ve geleneksel üretim sisteminin devam etmeside mutfağının vazgeçilmez olmasınıda önemli bir etken.
Ayran istiyorsunuz yogurt getiriyorlar “sulandırır mısınız?” diyorsunuz biz “hile yapamayız diyorlar” varın gerisini siz anlayın.

Boşnak Böreği
dünyanın en iyi böreği 
Yerinde yemek önemli derim ya her zaman evet gerçekten çok önemli eğer bu böreği dünyanın başka bir yerinde yapacak biri varsa şapkamı çıkarırım. Hem yapım tekniği hemde malzeme açısından çok çok iyi. Malzemeyi bulsanız ustasını bulamayacağınıza eminim.
Bosna’ya seyahat etmek için bu börek’re tek başına yeterli.
Bakır sinilere yapılan börek öyle bizdekiler gibi vıcık vıcık yaplı değil kararında, içine kullanılan peynir, lor ve kaymak en tazesi en lezzetlisi, kıymalı diyince ne olduğu belli olmayan soğan karması gibi değil adana kebabı kıyması gibi parça parça ve kafi miktarda soğanlı, pırasalısı, kaymaklı kabaklısı vs vs  gerçekten bir mutfak için başyapıt.
Bakır sini bir sac ayağının üstünde ehven kömür ateşine konuluyor üzeri de başka bir bir bakır sini ile kapatılıp onun da üstüne ehven ateşli kömürler ve kül konuluyor sonra yavaş yavaş pişmesi bekleniyor. Ben hep ocaktan yeni  alınan tepsiyi bekledim, size de tavsiye ederim.
 
Soğan dolması ve Sarma
Ben genelde daha az kıyma daha fazla pirinçli dolma yada sarmalar severim ama burada tam tersi, lakin ustalık büyük…neredeyse arpacık soğan büyüklüğündeki soğanlarla yapılan dolmada, ufak ufak sarılan sarmada enfes. Tabiki yine yanındaki yogurt lezzet seviyesini kat kat arttırıyor.

Baklava
Bizimkinden biraz farklı , biraz daha kalın bir yufka ve her yufka aralığında ceviz, üst ve alt katman farkı yok. Çok çok lezzetli, şekeri karamelize edilerek kaynatılıyor ve bizim baklavadan daha çok kızartılıyor. Rengi  koyu kokusu hafif yanık ama enfes…bir porsiyonla yetinmediğimi hemen belirtmek isterim.
bu esmerlik bende eskiden pekmezle mi yapılırdı acep ? Sorusunu gündeme getirse de  lakin bunun cevabını da bir sonraki seyahate bırakıyorum.








soykırımdan sonra tasnif...


12 Mayıs 2013 Pazar

Anneler günü için....


Reyhanlı'da, Bosna'da, İstiklal yolunda yahut dünyanın herhangi bir yerinde katledilen tüm şehit annelerin aziz ruhları için...

Anne Bosna'dan yazıyorum sana, bugün yanında olmayı o kadar isterdim ki...

Bugünü Bosna'da evlatlarını savaşta kaybetmiş annelerle ve annelerini savaşta kaybetmiş çocuklarla geçirdim. Eskiden bir çocuk parkı ama artık mezarlık olan Saraybosna'nın göbeğindeki mezarlıkta çiçekli bahçem oldu...

Bilirim, beni paylaşmayı sevmezsin ama bu kez,
hepsini ziyaret gittin mi?
kimseyi yanlız bırakmadın değil mi?
dediğini duyar gibiyim. Gidebildiğim kadar gittim anne, savaşın derin izlerini onlarca yıl sonrada olsa kalbimin ortasında yangın gibi hissettim...

Anne sevgisini bile paylaşabilen bir çocuğu yetiştirdiğin için ellerinden öper bu anneler gününde annesinden uzakta olan belki de onu bir daha görme şansı bulamayacak herkes için anneler günün kutlu olsun derim...

oğlun

9 Mayıs 2013 Perşembe

VAN 'dan ilk yazı...



Van gölünde bir sabah 

Burası başkaymış,
Anlatılanlar başkaymış,
Anladıklarım başkaymış,
Yaşananlar başkaymış,
Yaşayanların anlattıkları başka yazılanlar bambaşkaymış…

Hiç bir dostumu, arkadaşımı, yarenimi  diğeri diye seçmediğim olmadı , bunun herkes içinde ayni olduğunu gezdiğim her yerde gördüm.

Peki tüm bunlar nasıl oldu?
Anlamak ne yazık ki mümkün değil !

Van doğasıyla Türkiye’nin en güzel yerlerinden biri dağları, gölü, tarihi eserleri bambaşka…üzerinde onlarca medeniyetin yüzlerce yıl hüküm sürdüğü bir medeniyetler şehri.

Peki tüm bunlar nasıl oldu?
O medeniyetlerden bu kadar geriye nasıl  gidildi.


Burada okumak, hastaneye gitmek, sokakta gezmek zor. Tanıdığım bir Bitlis’li doktora Diyerbakır’a gidiyor (210km) yahut sabah gezdiğim tüm şehirlerarası yoların üzerinde öğrenciler dolu. Kamyonlarla, traktörlerle, yürüyerek, koşarak km’ce uzaktaki okullarına okumaya gidiyorlar. Kendilerini kimseye mal etmişde değiller. Senin ilaçla iyleştiğin hastalıkta ben çocuğumu toprağa veriyorum diyor diğeri…vs vs 
Çok etkileyici hikayeler edindim Van’dan Bitlis’ten, Ahlat’tan… herkes bezmiş herkes kavuşmayı bekliyor.  Petrole benzini ödemek için içeri girerken önce siz buyurun siz misafirsiniz deniyor. Bu büyük samimiyeti şehirlerimize bulamayalı bizimde huzurumuz yok gibi…

okulda ders sonu :)
Bugün ders vermek için gittiğim Van Kız Meslek Lisesinde ise pırıl pıril daha hayatının 17’sinde genç kızlar buldum karşımda, hayat onları ne kadar geri atsada o ivmeyle geleceğe doğru koşuyorlardı. Ne eksik ne yarım buluyorlardı kendilerini herkes gibiydiler istekleri, arzuları ve hayalleri vardı... dinlediğim her hikayeden çok etkilendim. Çoğu yaşıtları evlendirilen, evden çıkartılmayan, tore cinayetlerine, berdellere kurban giderken onlar okuyorlardı. Şimdi hiç olmadığım kadar umutluyum Van’da bahar havası esiyordu…

Konu çok dağılsın istemedim. Ama buraya gelin ve burada karar verin….