9 Haziran 2015 Salı

5 TL’nın altında yiyebileceğiniz en gastronomik 5 yemek

bakla ve nohut humus 
Sürekli yemek yemek için seyahat ediyorum hem de hiç durmadan…elimde bir bilet bir de lokanta yahut yiyecekler listesi her daim var :)  Şimdiye kadar gezdiğim 30’un üzerinde ülkede birbirinden farklı, bazen michelin yıldızlı, bazen sadece öneri listesinde bazen de alalade ayaküstü birşeyler yedim durdum. Ama bizim Türkiye bambaşka onu söyleyeyim.

Bu yazıda sizlere 5 TL’nin altında yiyebileceğiniz 5 olağanüstü yemek önermek istiyorum. Bırakın o eldeki listeleri yahut kitapları, michelin rehberini de itin bir tarafa…onların hiç birinde bulamayacağız en lezzetli ve en ucuz ama yediğinizde sizi uçuracak 5 yemek ! 
Ha,  bu arada micehlin listesinde 3 yıldızlı restoranlar için bir ibare var “bu restoranın olduğu ülkeye seyahat edin” yani o ülkeye sadece bu lokanta için gidin diyor liste,  tabi benim listeminde bundan aşağı kalır yanı yok :) kalkın gidin antep, konya, hatay hem yiyin hemde biraz memleketimizi gezin :))) 
listede bir sıralama yok ama 1. belli 
Yağ Somunu / Pideci Hasan Şendağlı 5 TL 
yağ somunu 


Dünya’da yediğim en iyi hamur işi, tek kelime ile inanılmaz !!! 
Bu hafta Napoli’de dünyanın en iyi pizzasını yapan dükkandaydım hemen ardından da Konya’da bizim fırına geldim sonuç açık, şampiyon belli  :) Sorbillo’nun ustası gelse ağlayarak geri Napoli’ye döner…Konya’ya sadece bu pideyi yemeye gelin !!! Küflü Konya peyniri, Konya tereyağı büyük bir ustalıkla hazırlanmış hamurun arasında fırına,  üzerine de susam birde haşhaş ki haşhaş inanılmaz bir tad bırakıyor damakta, valla daha fazla yazmayım kalkın gidin selamımı da söyleyin. 

Adres; Kadınlar Pazarı yanı / KONYA 


Ciğer Kavurma Dürüm / Ciğerci Mustafa 4 TL 

Sizde benim gibi ciğere doyamıyorsanız, özellikle sabah ama öğlende enfes bir ciğer kavurmayla kendinize ziyafet çekebilirsiniz. Soğan, kırmızı biber ve kuyruk yağıyla kavrulan ciğer, pide arasına servis ediliyor. Ciğerci Mustafa’nın tezgahında bolca yeşillik, limon ve baharat bulunuyor sizde arasından seçip afiyetle yiyiyorsunuz. Ben bol yeşil nane, maydanoz, soğan, limon, kimyon ve pul biber ekliyorum ve afiyetle yiyiyorum. 

Adres; Mütercim Asım caddesi / Gaziantep*
* mutlaka bu şubeye gidin 

Humus / Çayırcı Bakla Humus dükkanı 4 TL 

İster bakladan, ister nohuttan bol tahinli humus, yanında da turşu ve ekmek bedava tabi su da :)) geceden carraya (kulplu bakır kazan) konan nohut yada bakla hamama yollanıyor. hamamın külhanında ( suyunun ısıtıldığı yer) geceden sabaha pişen malzemeler siz sipariş verdiğinizde tavanda dövülerek taze olarak yapılıp servis ediliyor. 

Adres; Eski sanayi 5. cadde / Hatay 


Nohut Dürümü /  Adil Usta 2.25 TL 
biz antepliler hastasıyız, sabah kahvaltıda tırnak pide arasına kemik suyunda haşlanmış nohut, üzerine soğan piyazı bir de üstüne limon sıktınız mı herşey tamam :) fiyatı ile dudak uçaklatan nohut dürümü bence bir öğünde alabileceğiz maksimum lezzet minimum fiyat eşleşmesinin en gastronomik örneği. 

Adres; Yıkılan eski pazar yeri (şehitler caddesi) Ağa cami arkası / Gaziantep *
* mutlaka bu şubeye gidin 


Tahinli Kadayıf / Ağaçaltı Kebapçısı 4  TL 
tarsus tahinli kadayıf 

Anlatılmaz yaşanır :)) 
4 liranın alabileceği en iyi tatlı değil, yediğim en iyi tatlılar arasında…Kayseri’ye bunu yemek için mutlaka gidin !!! Özellikle Tarsus tahininin kadayıfa etkisi hususuna da değinmeden geçemeyeceğim. HARKULADE !!!

Adres; Oto sanayi sitesi / Kayseri 


5 Nisan 2015 Pazar

pırıl pırıl "moskova "





uyarına gelirse tepemde bir de çınar demiştin yıllar önce
demek ki on yıl sonra,
demek ki sabah sabah, 
demek ki manda gönü 
demek ki şile bezi,
birde memedin yüzü
bir de saman sarısı
birde özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta kaldı yürek sızısı…

bu yazıya nazım’sız başlamak olmazdı. 
mezarı başında bir cigara yakıp, etrafa dağılmış, üzerinde şiirlerinin yazılı olduğu kağıtları okuyarak efkar dağıtmadan da mezarını ziyaret etmekte olmazdı elbette. gözlerim doldu.
ne istemişti nerede yatıyordu.
memleketim 
memleketim 
memleketim diye inleyip binlerce kilometre ötede öylece buz gibi bir taşın altında yatıyordu.gözlerim doldu. 
cigara parmaklarımın ucunu yakıyordu.
sonra,
moskof sokaklarında ezberlediğim şiirleri ile turluyordum. kar yağıyor.
rüzgar kesiyor. 
hava kararıyordu.
gözlerim doldu. 


ruslar iyi insanlar, okumuş, bilgili, nezaketli ve kibar… bana biraz almanlar ve fransızları hatırlattı. çarlık zamanından gelen aristokrat tavırları fransızları, teknik, plan, program ve mühendislik kısmından da alman gibilerdi. birde kendine has ama bir türlü anlamadığım rus kısımları vardı. 

yüksek kültürlüler, yüzde 70’e yakın üniversite mezunu, kendi edebi eserlerini ezbere biliyorlar, matematiği ispata dayalı okuyup, bolşoy balesini izlemek için aylarca para biriktiriyorlar. 

moskova aslında daha tarihi beklediğim bir şehirdi 1147 yılında kurulan moskova savaşlardan sonra yeniden yapılmıştı. geniş caddeler, yüksek apartmanlar ve trafiği ile zaman zaman pekin’e benziyordu hatta. 
rusların asıl memleket kiev, oralardan kalkıp buralara yerleşiyorlar ve sonra kiev ukrayna oluyor buralarda rusya. bir ucundan diğerine 9 saat fark var 180.000.000 kişi yaşıyor. kozmopolit bir toplum özbekler, azeriler, gürcüler, belaruslular, ukraynalılar kimi ararsan var. 

metro istasyonları sanat galerileri gibi, birde 40 saniye de bir gelmesi ile de dünyada daha hızlısının olmadığını düşündürüyor. bir de çok derin 250 metrelik bir yürüyen merdivenden metroya ulaşınca içiniz ürpermiyor değil :) 

geldik lokantalara; 

White  Rabbit

st pellegrino dünyanın en iyi 50 restoranı listesinde 71 numara ve listenin en üst sırasındaki rus lokantası. bir göktelenin tepesinde ve cam bir fanusun içinden tüm moskovayı rahatça izleyerek yemeğinizi yiyiyorsunuz. servis, yemekler, müzik ve ambiyans fazlasıyla iyi. dilediğiniz gibi takılın yediğim her şey iyiydi ve eminim yemediklerimde öyle. çalışan herkes rus asıllı rus ! bu benim sevdiğim bir kural. öredek pastırmalı çilek salatası, patates çorbası, astrakhan havyarı, tuna tartar, mantar suyu bıldırcın yumurta vs vs bizim seçtiklerimiz di, tatlılardan da bal keki favorim ! moskovaya giden bir bence mutlaka uğramalı. yer aldığı listeye göre fiyatları makul ölçüde. 
ha birde ufak ufak  gastronomik süprizler yapıyorlar, o bakımdan da baya eğlenceli…

Cafe Puskin 
sen 35 yıl yaşa, aşık ol ve yaz, rus edebiyatıda senden sorulsun !!!
birazdan puskin masanınza oturacak sanıyorsunuz o kadar yani. ambiyans inanılmaz servis mükemmel yemekler çok çok iyi listede olmamasına karşın pahalı.  yine tüm servis rus. mekanı isteyen herkese tur atııyorlar ki mutlaka bir tur atın derim. borş çorbası bence çok çok iyiydi. özellikle kırmızı risotto ve ördek gögsü aromadan aromaya koşan acayip bir yemekti. lakin ben öğle yemeği taraftarıyım çünkü gece fazla karanlık ve cafe gündüz ışığı ile çok çok güzel görünüyor.. yemek yemesenizde mutlaka ama mutlaka uğrayıp kahve için. zamanda yolculuk yapacaksınız. 

elessesky market 
dünyanın en güzel marketi başka söze gerek yok ! bir gastroseyyahın moskovada görmesi gereken en manyak yer :) 

aslında moskovayı tam yazacak kadar kalmadım yada kendimi veremedim orada,  ama kısa da olsa bir şeyler yazmak istediğim için bu satırları sizle paylaştım. bir sonraki seyahatte daha detaylı bir yazı sizlerle olacak. 










23 Ocak 2015 Cuma

2014 EN İYİLER #omurakkorseyahatnamesi





Uçak bileti albümü ve 2014 yılı
#omurakkorseyahatnamesi #ikibinondört Uçulan destinasyon 64

Toplam km 174.000 km 


Kaldığım en iyi otel "bellapais garden / kıbrıs" , "munyonyo resort / uganda" 

Yediğim en iyi öğün "dönerci tacettin / hatay"

En iyi kahvaltı "ahlat oteli / ahlat"

En iyi tatlı "lime me up / dominique ansel bakery / newyork

En rahat havaalanı "frankfurt / istanbul"

Uçtuğum en iyi havayolu "thy"

En iyi seyahat "uganda / bitlis"

En iyi yaz seyahati "turuncu sailing yelken kursu" (http://turuncusailing.com)

Tüm zamanların en iyisi "golden october / almanya"

En kötü seyahat "pekin" (http://m-omurakkor.blogspot.com.tr/2014/05/pekinde-4-gun.html)

En iyi seyahat kitabı "newyork michelin rehberi wink ifade simgesi


En iyi seyahat albümü "ezginin günlüğü eski albümlerinden biri"

Yılın en iyi karesi; Nil nehrinde rafting sonrası çektirdiğim aşağıdaki foto bence bu yılki en iyi fotografım oldu :) 

19 Ocak 2015 Pazartesi

YILIN EN İYİ YEMEKLERİ “2014”

  • ermenek batırığı 


    Geldik bir yılın daha sonuna gelin hep beraber bu yıl yemek yediğim “en iyi” yerlere bir göz atalım.  yemek yediğim yerleri herhangi bir sıralama yapmadan yazıyorum. 


    Ahlat  Oteli  Kahvaltı / Ahlat  

    Önümde turkuaz, yeşil, mavi ne dersen inanılmaz bir göl, gölün ardı Gevaş ve Hakkari dağları sağım Nemrut, solum Süphan arkam ise taş evleri ile Türklerin ilk yurdu Ahlat... Sanırım zamanda, bende durdum. Akşamdan otelciye kahvaltıyı göl kenarında yapmak istediğimizi söylemiştik, masa ise az sonra hazırdı.  Adilcevaz cevizi, şöyle elinizin arasına sıkıştırınca yağ çıkan cinsten, Van peyniri, sac ekmeği, tereyağ, Bitlis balı, Ahlat kaymağı, köy yumurtası ve diğerleri... Unutulacak cinsten değildi.
    İnceden çalan Reşid Behbudov şarkıları, 1000 yıl sürsün isteyeceğiniz bir andı. 



    Dönerci Tacettin /  Hatay 

    Uçağa atladık vardık Hatay’a, Tacettin bey bize 13.50’ de 5 kişilik rezervasyon için müsaitim deyince de başladık saati beklemeye, saati gelince gittik dükkana, dükkanda 5 masa var ama kalan 10 masa boş, neden acaba bizi  bekletti diye biraz söylendik. Sonra lavaş ekmeğe sarılı kimyonlu, maydanozlu ve biber salçalı döner dürümler geldi yanında da Samandağ biberi…
    İlk ısırığı 6 hafta kadar sayıkladım. 6 hafta sonra dayanamadım sabah git akşam gel Hatay yaptım ve 3 dürümle nihayetlendirdim günü… Sonradan anladım Tacettin usta hala her masaya kendi döneri kesip kendi servis ediyor o yüzden de dükkana ayni anda sadece 5 masa oluyor.
    Ocak ayında gitmiştim ilk kez ve yılın en iyi yemeği budur dedim. Aylardan aralık pek sıralma yapmam ama bu yıl yediğim en lezzeli yemekti :) 



    Ayna  Lokantası / Ayvalık 
    Dedem Uzun efendinin Kilis’te kendi zeytin mahseresi var (ufak zeytinyağı sıkma tesisi), ama hayatımda zeytinyağı hasatına  bu yıl ilk kez Komili ile beraber  Ayvalıkta katıldım. Komili’nin tarlalarından zeytinleri topladık, sıktık, şişeledik ve kendi zeytinyağımızı afiyetle yedik. Komili’nin bizi ilk akşam ağırladığı  restoran olan Ayna ise bence o yörenin en iyisiydi…favası akıllardan çıkmayacak gibi, mezeleri, siyah pilavı ve tatlıları ise unutulmaz. bence o yöreye sadece bu lokanta için gidilebilir. Yemek yediğiniz tabakların Tülay Madra tarafından yapılmış olmasıda bence yemekleri daha da güzelleştiriyor. Bu yıl mutlak gastro rotanıza alın derim. 

    Batırık  / Beyşehir 
    Bu yılın en kuvvetli masalarından biriydi. hem sadeliğin baştacı hem de Anadolu sofrasının bereketi bu sofrayı eşsiz kılıyordu.ama bu yemeği bir restoranda değil Beyşehirli Fotograf ustadı Mustafa Büyükkafalı’nın evinde eşi Saliha Büyükkafalı’nın ellerinden yedik. Ermenek batırığı, haşlanmış lahana, batırma, tarhanabaşıi köy domatesi ve biberi masanın eşsiz lezzetleri idi. 

    Mikado Pİde / Aydın Bozdoğan 

    Un Aydın, et Bozdoğan, sebze Bozdoğan, süt Bozdoğan, tereyağ Bozdoğan, turunç Bozdoğan, camız kaymağı Bozdoğan, su Bozdoğan, gazoz Bozdoğan belediye gazozu daha ne olsun…. Türkiye’nin en iyi pidecisi ! 


    Hanımeli lokantası / Adilcevaz 

    Adil usta’nın  ekmeklerinin peşinde 1974 yılıda Bursa’dan önce çalıştığı fırını bulmak için Bitlis’e gitmiştik, gitmişke de Van gölü etrafında bir tur attık. Bir öğle yemeği esnasında uğradığımız  Adilcevaz’daki Hanımeli lokantası yöre yemekleri konusunda çok çok iyiyidi. daha öncede defalarca gittiğim doğu Anadolu’daki en iyi yemekleri burada yediğimi belirtmek isterim. Kengerli ayran aşı gerçekten çok çok iyiydi ve iki koca tabak yedim. sonrasında keledoş, keşkek, murtağa ve pekmez helvası masamıza gelen diğer lezzetlerdi. yolunuz oralara düşerse mutlaka Hanımeli Lokantasında Hamiyet Şanlı hanımın enfes yemeklerinden tadın derim...


    Küncülü Kebap / Gaziantep 

    Küncülü’nün yeri Kale altında Nakıp hamamının karşısına geçince sağ tarafta 50 metre ilerdeki trafo binasının arkasına. dükkan 10 metrekare, kıymayı yapan, kuzuyu terbiyeleyen, ayranı karıştıran, salatayı yapan, kebabı pişiren, dürümü yapan, paket eden, parayı alan, ortalığı temizleyen bir tek kendi…evet evet yanlış duymadınız sadece kendi çalışıyor. kasaplardan topladığı kemiklerin sıyrıkları ile yaptığı  kıyma kebabı e f s a n e !!! kuzu şiş ise Antep’deki büyük lokantaların şapka çıkaracağı cinsten. etraf biraz dağınık ve kirli görünse de kıymasından bir parça tadınca dünyayı unutuyorsunuz. 




    Tüm zamanların en iyileri 

    Her sene listeye ayni yerleri yazmıyorum lakin defalarca bıkmadan usanmadan gittiğim 3 yer var, bence onlar gerçekten tüm zamanların  “en iyileri” 

    Gökhan Aperatif / Bursa, Küçük Sanayi ve Vişne caddesi 
    Kahvaltı dükkanı, giderseniz Ömür ne yediyse hepsinden isteriz diyin yeterli :) 

    Refik Usta / Bursa, Karacabey soğan hali 
    Ömür yolladı diyin bir selam iletin kafi, burada yemek yemediyseniz henüz yemek yemiş sayılmazsınız !!!

    İmam Çağdaş / Gaziantep 
    Antepliyim, 150 kez Antebe gittim, Antep’te gitmediğim yer kalmadı daha iyisi yok !!! Eskiden iyiydi, bozdu, yok canım, daha iyisi var, antepliler sevmez, çok bilindik, ama orası turistik vs demeyin gerçekten kulak asmam !!! 


18 Aralık 2014 Perşembe


New York “ lokantalar 2” 

Yazı Bilkent üniversitesinden hocam sayın Hakan Kırımlı’nın oğlu Kırımgeray Kırımlı’dan…bence tam bir yemek seyyahhı şimdiklik neredeyse tüm kazancı lokantalara gidiyor :) kendisinin bir blogu olmadığı için bana yolladığı  yazısını izniyle sizlerlede paylaşıyorum… 


Yemekseverler icin New York Lokantalari 101

New York, dunya uzerinde rekabetin en yuksek oldugu yerlerden birisi, bu sebeple restoran konusunda da rekabet cok yuksek. New York lokantalarinda yuksek bir Amerikan tesiri olsa da, burada yemekler oldukca kozmopolit bir yapiya sahip.

Amerikan mutfagi hakkindaki en genel yanilgi cok zayif oldugu yonundedir ki, ben buna katilmiyorum. Evet, fazla cesit yok ancak bizden ileride olduklari bir cok konu var. Ozellikle et pisirme konusunda, sadece bizim degil Avrupa’nin dahi fersah fersah otesinde Amerikalilar. Bunun yani sira hamburger, pizza ve kizarmis tavuk gibi yemeklerde de gercekten muazzam sonuclar almak mumkun oluyor. Amerikan  kulturunun en onemli parcalarindan olan yaraticilik ve yenilikcilik burada da bunun en onemli sebeplerinden biri. 

Resim .1 DB Bistro Moderne koftenin ortasindaki acik renkli kisim foie gras(kaz cigeri) olup kenarlarda yillandirilmis Black angus ve ustlerde normal hamburger koftesi, istege gore truf mantari ile servis ediliyor. Koftenin kalinligi 6-7cm civarinda.



New York’ta ucuz yemek olarak envai cesit guzel yer bulmak mumkun. Hamburger ve pizza cesitleri, Cin ve Hindistan yemekleri buna gayet guzel ornekler sunuyor. Yeni baslayanlar icin oldukca ilginc bir tecrube olabilir. Rastgele girilecek eli yuzu duzgun herhangi bir Hint, Cin veya Italyan lokantasi bu ihtiyaca cevap verecektir. Turkiye’den gelen ust tabaka kesimde ne hikmetse bir Balthasar sevdasi var, bu lokanta buna iyi bir ornektir. Fena olmamakla beraber, gercek manada iyi yemek arayanlarin itibar etmemesi gereken yerlerden.

Kanaatimce, yildizsiz lokantalar arasinda; New York’ta yenebilecek en iyi hamburger Minetta Tavern’deki black label burger, en iyi steak Strip House’daki t-bone’dur. Brisket icin ise tavsiyem Brisket Town’dan yanadir. Istakozda cografi konumun verdigi avantajdan dolayi nispeten ucuz olup, Ed’s Lobster Bar bunu iyi yapan yerlerdendir. Mr. K’s guzel bir Cin lokantasidir, Jiro’nun ciragi Nakazawa’nin yeri ise Sushi’de bir numaradir. Bunun yani sira bir cok yerde ortalamanin ustu cheesecake, bread pudding vs bulmak mumkundur. Fransiz bistrosu adiyla gecinen yerlerden genelde sakinilmali; Italyan lokantalarinin cogunda ise, Istanbul’daki muadillerinden iyi olsalar bile, ortalama kaliteden fazlasi beklenmemelidir.

Tek yildiz kategorisinde yenebilecek yemekler Turkiye’deki hemen her lokantadan daha pahali olup, cogunlukla daha da guzeldir. Tek yildiz lokantalarin genel ozelligi belli bir mutfakta uzmanlasmis olup, o alandaki yemekleri cok iyi yapiyor olmalaridir. duruma gore menude havyar, foie gras, istiridye gibi luks mamullerde bulunabilir. Bazen 5-6 cesit yemekten olusan bir tadimlik menuleri de mevcuttur. Bunlara sayilabilecek iyi orneklerden bazilari: The Modern, Casa Mono, Gramercy Tavern ve River Cafe. Bu lokantalarda yedikten sonra buyuk ihtimalle yuzunuzde bir gulumsemeyle kalkarsiniz sofradan. Turkiye’deki en sevdigim lokantalardan olan Imam Cagdas ve Konyali, eger New York’ta olsalar birer yildiz alabilirlerdi saniyorum.

Eger, yemek yerken ana amaciniz doymak ise yemek yemeyi ne kadar severseniz sevin bundan sonrasi sizi alakadar etmeyecektir. Bundan sonrasi doymaktan ote tadlarin ve dokularin uyumu, agizda kalan aroma ve kokudan ibaret. Iki ve uc yildiz kategorilerinde amac doymak degildir. Per Se’de yedilen 24 tabaklik bir yemekten sonra hala daha ac olmak pek te zor birsey degil. Bu lokantalarin tam manasiyla haklarinin verilmesi biraz da tecrube isi. Buralarda olay artik tek yemekten ziyade 10-20 farkli yemegin birden guzel olmasina donusmektedir.

Kisacasi, sadece Iskender veya Adana kebap yapan bir yerin hic bir sartta tek yildizdan fazla almasi mumkun degildir. Turkiye’de ikisini birden iyi yapan yer olmamakla beraber, Michelin’de iki veya uc yildiz demek; bir dunya meze ile birlikte adana kebap, izgara balik ve Iskender'i de fevkalade yapip ardindan da sehrin en iyi kunefesini sunabilmeyi gerektirir. 

Iki yildiz lokantalar genellikle cok iyi ana yemeklere ve ortalamanin oldukca uzeri servise sahiptirler. Her yemekten once garson mutlaka sizi o yemegin nasil yenecegi ile ilgili bilgilendirir ve yemegin icindekileri size anlatir. Bu seviyede lokantalar bolgesel temalara da sahip olabilirler veya tamamiyla sefin yaraticiligina da kalabilir. Tadimlik menuleri genelde 10 civari yemekten olusup, yemekten daha ziyade bir sov, performans veya tiyatro havasi hakimdir. burada amac izleyiciyi yemek vasitasiyla sovun icerisinde tutup farkli bir tecrube yasatmaktir. muhallebinizin icinde havyar olmasi veya tatlinizin icinde et olmasi gayet dogla birseydir ve bir cok durumda bu ona cok farkli bir tat katar. New York’ta en begendigim iki yildizdan biri Iskandinav mutfagini yapan Aquavit, digeri ise sehrin acik ara en iyi italyan lokantasi olan Marea’dir. Tadimlik menuleri sarap hakkinda fazla tecrubeniz olmasa bile sarap-yemek eslestirmesi ile birlikte alinmalidir. Sarap bilmeyenler icin cok ogretici olacaktir bu. 

Uc yildiz lokantalarda is yalnizca iyi yemek yapabilmekten cikmaktadir. Buralari, yemegin zirvesi olup Michelin rehberinde bir ogun icin o ulkeye seyahat etmeye deger diye tabir edilmektedirler. Tam tesekkullu, sefin tadimlik menusu alindiginda 20 tabak civari yemek gelir fakat porsiyonlar kucuktur. New York’taki uc yildiz sayisi iki elin parmaklarindan azdir. Buradaki uc yildizlar, Paris’te gittiklerime gore cok daha iyiler. Buna ragmen, Avrupa’ya kiyasla New York’taki uc yildizlar cok daha uygun fiyatli olmalarina ragmen Turkiye ile kiyaslandiginda astronomik denebilecek hesaplar gelebilir. Le Bernardin’de ogle yemegi buradan en ucuz cikis yolu olup kisi basi $100 civarina cozulebilirken, Per Se’de tam tesekkullu bir aksam yemegi ise $500’u bulur.

Gittiklerimi asagida goruslerim ile birlikte siraladim.
Le Bernardin: Bir cok kisi icin en ucuz alternatif olmasiyla ilk gidilen uc yildiz burasidir. Deniz yemekleri temasi hakim olup essiz yemekler yenebilir.
Jean Georges: Sehirde bir cok baska restoraninda sahibi olan Alsace’li Jean Georges’un amiral gemisidir. Bes yil once gitmis olmama ragmen yedigim kuzu eti halen aklimdadir.

Per Se: Benim icin uc yildizli lokantalar arasinda da bir ayrim vardir. Per Se diger uc yildizlardan biraz daha iyi olup uc bucuk yildiz kategorisindedir benim gozumde. Burasinin sefi Thomas Keller, duydugum ve de tecrube ettigim kadariyla Amerika’daki en iyi uc seften biridir. Daha da onemlisi, The French Laundry’nin de sahibi olan Keller, Kuzey Amerika’nin en iyi dort lokantasindan ikisinin sahibidir. En bastan beri uc yildiz sahibi olan Per Se, en eski uc bucuk yildizdir. 
Eleven Madison Park: New York’ta yenebilecek en iyi yerdir burasi. Fiyat olarak Perse’den daha ucuzdur. EMP’yi one cikaran yanlari ise molekuler gastronomi olarak bilinen yeni bir akimin en iyi temsil edildigi yerlerden biri olusudur. Burada yemek artik tam manasiyle interaktif bir hal alip izleyiciyi butunuyle oyuna entegre eder. Burada dondurma sivi nitrojen ile dondurulur, yemeklerin kokusunu en iyi sekilde muhafaza etmek icin kucuk capli kimya setleri ile servis yapilir. Sef, Daniel Humm. Burasi Pellegrino listesinde dorduncu siradadir.

Resim 2. Deve kusu omleti, deve kusu yumurtasi icinde. 



Resim 3. Havuc tartar





Not: Amerika’daki en iyi lokantalardan bahsetmisken kitanin en iyisi olan Chicago’daki Alinea’yi atlamak olmaz. Thomas Keller ve Ferran Adria’nin ogrencisi olan Grant Achatz, bence cagimizin en buyuk sanatcilari arasindadir. El Bulli’ye gidememis olsam da Per Se tecrubemden soyleyebilrimki, boynuz kulagi gecmistir. Yemek ile, Per Se ve EMP’ye gidecek kadar, ilgilenen herkes icin bir aksam yemegini de Alinea’da yemek farzdir. 

Seyredilmesi gereken belgeseller:

http://www.imdb.com/title/tt1764282/ Rene Redzepi, Jean Georges Vongerichten


http://www.imdb.com/title/tt2014351/ Grant Achatz, Thomas Keller





New York “ lokantalar 1”




New york’ta çok çok iyi lokantalar var, ne yazmakla  ne de gitmekle biteceğini sanmıyorum. Ayrıca Michelin guide’ın 650 sayfa olduğunu da hatırlatmak isterim. İyi lokantaların parayla da alakası yok, Michelin listesinin içinde 25 dolar’dan aşağı 2 sayfa lokanta listesi var. O yüzden bu liste bir şart değil sadece benim gittiklerim belirtmek isterim.

Hakkasan 
Çok şey yazmaya bence gerek yok, ben bir Hakkasan fanatiğiyim. Bir şehirde Hakkasan varsa daha iyi bir lokanta yoktur. O yüzden İstanbul’da kapanırken baya da üzülmüştüm. Bence İstanbul’un yeme içme kariyerinde önemli bir kayıptı. Michelin listesinde “a very good restaurant in category”  bölümünde. 

Momofuku
Bence güzel bir uzakdoğu lokantası…her zaman kalabalık ve sıra bekliyorsunuz. Hatta Ny’de tüm lokantalarda öyle her yerde beklenecek bir sıra var illa ki.
Hoison soslu shiitake mantarlı buns benim favorim oldu, hatta hep canınızın çekeceği cinsten. Noddlelar genel olarak başarılı, Kimchi lezzetli lakin tatlı kısmı ehh bile değil. Bence yemekle bitirin derim. Bu arada Michelin’in “inspectors favorite” listesinde 

Dominique Ansel Bakery
Son iki yıldır New york’un en inovative pastanesi olarak anılıyor. Ürünler yaratıcı ve lezzetli, özellikle bazı çeşitlerde kullanılan deniz tuzu bence harkulade iyi bir fikir. Her şeyin belli saatleri olmasıda bana ilginç geldi. Şu ürün şu saate. şu ürün bu saatte, lütfen sırada bekleyiniz, daha 2 dakika var satışa vs vs gibi cümleleri sürekli duyuyorsunuz. Bence bu yönüylede pazarlama stratejisi olarakta çok başarılı…

Bread and Butter
http://vimeo.com/100214939 Şu video’yu izledim ve buraya gitmedim pişmanım :( 


Magnolia Bakery
Bir Ny klasiği, red velvet cup cakes ve banana puding en revaçta ürünleri.

Cheesecake Factory
Umarım burayı sadece ben pastane sanmamışımdır :) burası cheesecakeleri ile ünlü bir restoranmış. Yemek bakımından tam american style, her şey abartı derecesinde fazla lakin cheesecakeler gerçekten çok çok başarılı. 

Kat’z 
En meşhur Pastramici ( bir nevi pastırma, tandır arası bir et yemeği), özellilkle Meg Ryan’ın “harry and sally” filmi ile meşhur, filimde yan masadakilerin  “I’ll have that she's having”, “ o ne yediyse ondan istiyorum” dediği o meşhur yemekte pastrami…kuyruk var, kredi kartı geçmiyor lakin içerde ATM  de var :))) 
Kesinlikle yağlısını tercih edin derim.


Russ and Daugthers
Kesinlikle görülmesi gereken bir şarkuteri, bu yıl 100. yılını kutlaması sanırım size her şeyi anlatıyor. 


Mike’s Pastry
Burası Boston’da ama hikayesi New york’ta geçtiği için yazıyorum… “Baba” filminde gansterler otoban girişinde arabayı çevirir ve içindekileri öldürüler, tam oradan ayrılırken arabanın içinde Mike’s pastry poşeti gören ganster “leave the gun, take the cannoli” der,  “silahı salla, cannoliyi al.” O paket hala mavi beyaz ve iple sarılı olan ayni paket belirtmek isterim. 

Giovanni Rana 
Makarna hamuru bence iyi, fiyatlı, lakin heyecansız bir yer…


Panera Bread 
Aslında bir ekmek dükkanı ama sabah, akşam ve öğlen yemekte yiyebiliyorsunuz ama yemeğiniz hep ekmekle alaklı, biz hani şu çok bilinen ekmek içi çorba için gittik. Yeni yıl zamanı diye ben balkabaklı çorbasını içtim gerçekten çok çok başarılıydı ama aklım brokoli cheddar’lı olanda kalmadı değil. Her AVM’de neredeyse var mutlaka gidin derim. 

Sushi Seki 

Michelin listesinde yok lakin çok çok iyi ama biraz pahalı.

New York “alışveriş - para”



New york isviçreden sonra gördüğüm en pahalı yer !!! 
Aslında arkadaşlarımdan alışverişe gidenler vs oluyordu bende bu “sudan ucuz heral” hissi uyandırdı bu durum ama NY gerçekten pahalı bir şehir. 
Avrupa mallarını ucuza bulma imkanınız yok lakin kendi markaları outletlerde nispeten daha ucuz. 

Outlet 
- Sadece amerikan mallarını bulabileceğiniz en iyi outlet; 
- Avrupa markalarıda olsun isterseniz NY en yakınlarındaki en iyi  outlet Woodbury common dilerseniz araba ile dilersenizle de otobuslerle gidebiliyorsunuz. İsmini google yazarsanız tüm alternatif gidişleri bulabilirsiniz. Burası açık havada dolaşılıyor yağmur vs durumlarına dikkat !!

Benim ucuz bulduğum markalar
Levis (3 adet 501- 120 dolar)
North Face ( Türkiye’den en az %50)
Calvin Klein (Türkiye’ye göre en az %50)
Nike (ayakkabılar 30 dolardan başlıyor) 
Snickers ( Türkiyede 275 tl denen ayakkabısının iki tanesini 75 dolara aldım.)
Lacoste ( eğer çoklu alırsanız tişörtler mesela tanesi 90 dolar ama 3 adet alırsanız 50 dolara düşüyor) 
Armani Exchange ( tişörtleri 20- 25 dolar civarında diğerleride benzer oranda artıyor) 

Elektronik 
Elektronikte Apple açık ara önde ama özellikle fiyatlar Türkiye’den çokda  geride değil , vergi dahil iphone 6  707 dolar civarında, tabii birde buna kayıt parası vs de eklemeyi unutmayın. i pad mini 100 tl daha ucuz, fiyat arttıkça indirimde çoğalıyor. 

Yemek fiyatları
valla herkes için yemek mevcut hatta herkes için lezzetli yemek de mevcut, sokak yemekleri 5 - 10 dolar arasında, orta karar lezzetli bir yer arasanız 20 - 30 dolar, michelin listesinide önerilen bir yer ararsanız 30- 40 dolar çok yeterli, 1 yıldız ve 3 yıldız arası yerler 100 dolar üstü denebilir. 
Lokanta tercihleri için blogumda  New york lokantalar 1 ve 2 yazısını okuyabilirsiniz.

Marketler 
Türk marketlerine göre yüzde yüz pahalı denebilir, en azından benim alışveriş ettiklerim için, Whole Foods, Trader Joe’s favori marketlerim. 

Ulaşım 

Türkiye’nin 2 katı civarında…