ömür akkor seyahatnamesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ömür akkor seyahatnamesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2014 Salı

YILIN EN İYİ YEMEKLERİ 2013 “Anadolu”



2013 gerçekten en çok gezdiğim  ve en çok yediğim yıl olarak kişisel tarihime geçti. Seyhatlerin adresi çoğu kez yurt dışını gösterse de Türkiye’de yaptığım seyahatlerde bir o kadardı… Özellikle mayıs ayında  Van, Hakkari, Şırnak, Batman ve Siirt’e yaptığım doğu seyahati ile  Ekim ayında yaptığım Zanzibar ve Tanzanya seyahatleri bu yılın en iyi seyahatleriydi.
Her gittiğim yerde gerçekten enfes yemekler yedim, lakin özellikle Türkiye’de yediğim yemeklerde evde kurulan Anadolu sofraları  bu yılın en iyi yemekleri olurken yurt dışında iki lokanta tüm yılı sirküle etti.
Şimdi gelelim yaklaşık 75000 km tutan bu seyahatler sonunda (her güne yaklaşık  200 km ) yılın en iyilerine…


1.    Hakkari / Çiftçi Ailesinin Hakkari sofrası
3 gün boyunca evlerinde misafir olduğum Çiftci ailesi bana sabahtan akşama Hakkari mutfağından resmi geçit yaptılar. Eminim siz giderseniz size de yaparlar. Hiç birini ayırmadan yediğim ne kahvaltıları unuturum ne de akşam yemeklerini…

2.    Elazığ / Gül Ailesinin Elazığ sofrası
Gül ailesinin Keban yakınlarındaki bağ evinde bağdan ne bulduysak yedik, içtik… gece yattığımız terasta yıldızların koynunda uyuduk.  Sabah kahvaltıda masaya gelen mangalda tereyağında kızartılan domatesli beyaz Elazığ biberini ne anlatılabilir ne de yazabilirim.  Nilgün teyzenin elinden yenen taze mevsim dolması, Harput köftesi ve diğerleri unutulacak gibi değildi.  

3.    Siirt / Şeref Büryan
Büryan kimin ? yada en iyi büryan nerede? sorularını uzun zamandır soruyordum kendime , zaman zaman da memleket memleket gezip cevabını arıyordum. Kimseyi kızdırmak istemem ama Siirt’deki başka geldi bana, sabah kahvaltısında çok aç olduğumdan mı? Yoksa fırının ağzına oturduğumdan mı bilinmez yediklerim arasında en iyisi olarak notlarımın arasına geçti.  


4.    Tillo / Molla Burhannedin Hoca’nın Dergahı
Tillo bu yıl ki doğu seyahatinin son durağıydı. Dergahında ziyaret ettiğim Molla Burhanneddin hoca yemek ikramını yemeden dergahtan salınmamamı istedi. Uzun bir yer sofrası kuruldu, sofraya gelen pilav ve sebzeli türlüydü. Bol sarımsaklı, bol salçalı ve bol yaz sebzeliydi. Yemeğin üstüne yediğim bu yemek nasıl aklımda kaldı anlatamam. Hele bir de aç yesem nolacaktı hep düşündüm ara ara…

5.    Gaziantep/ Antep Sepeti Terası Kilis Tava
Antep sepeti Antep’in yerel el işi ürünlerinin satıldığı şahane bir dükkan, sahibide dostum Cihan Koçer, uzun zamandır bahsedip davet ettiği Kilis tava için nihayet bu eylül ayında fırsat buldum. Antep kalesi manzaralı terasta Uzun Çarşı’daki Gıda Kasabında yaptırılan bir Kilis Tava yedim ki daha iyisini sanırım Kilis’te de yemedim, bende yapmadım. Ustalık, malzeme ve doğru zamanlama bazen bir yemeği başyapıt haline getiriyor. Ders gibiydi desem yetecek herhal.


6.    Gaziantep/ Simit Aşı*
Bu yılın en iyi “tek” yemeği, Kahvaltı için davetli olduğum  Özmen ailesinin kahvaltı sofrasında katmer, küncülü ekmek, antep peynir, yumurta dürümü ve daha neler vardı anlatamam… ama masada Mine hanımın kendi elleri ile bakır sahanda yaptığı bir simit aşı vardı ki bir anda 20 yıl önceye gittim. Rahmetli babaannemin elinden 20 yıl önce yediğim simit aşı  o sabah karşımdaydı. Ne hissettiğimi anlatamam desem. Mine hanımın bir kez daha ellerine sağlık diyorum.
*Bulgurun ince çekilmişine Antep’de simit denilir.

7.    Maraş/ Saray Kasabı
Tenekede kuzu pirzola yanında tenekede domates … bildiğin teneke yahu, olay bu kadar basit, sonuç akıllara zarar adresi yazıyorum;
Saray kasabı, Maraş

8.    Beyşehir / Yörem Etli Ekmek
Bu yıl yediğim en iyi pideler demem yeterli herhal… Basit bir dükkan, taş bir fırın, iyi un ve zanaatkar bir usta.


9.    Konya / Bolu Lokantası

Tüm zamanların en iyi pidecileri arasında favorim, özellikle küflü peynirli ve konya tereyağlı olan harkulade…yanı sıra da Konya'da bir çok iyi etli ekmek dükkanı var lakin konya'lılarından en çok ismini zikrettiği yerde burası. Biraz fazla kurallı buldum o ayrı ama tad süper :) 

30 Ekim 2013 Çarşamba

AFRİKA’ya giriş yahut ZANZİBAR



geleneksel Tanzanya yelkenlileri ve beyaz kumsallar...

Bir Afrika'lının
altınlarını çalabilirisin, toprağını alabilirsin, onu satabilirsin
lakin,
Mutluluğunu, gülümsemesini, samimiyetini alamazsın !!

Sen, onlardan çaldıklarınla oturduğun gökdelenlerde hayatına yetişemezken,
O denizin kokusunu içine çeker.

Sen kırmızı ışık, otopark, trafik içinde çaldıklarını harcarken
O dalından kopardığı meyvasını yer ve agacın altında biraz uyur.

Sen beyhude hayatına bir anlam yüklemeye çalışırken
O,
Tüm anlamları bir tarafa bırakarak kızının saçını örer.

Dedim ya bir Afrikalı'nın maddi her şeyini çalabilirsin
Lakin
İnsanlık daima onda kalacaktır !!!


kamlumbağa adası

Aslıda biraz aklınıza takılsa da yazının devamı daha eğlenceli ama aslında çok çok eğlenceli olan Afrika’yı,düşünmeden de gezemiyorsunuz. Bazen boğazının düğümleniyor…tam olarak bunu anlatmak istedim sanki…

Zanzibar akıldan çıkacak gibi değil, üzerinden geçen iki haftaya ragmen yazıyı aynı heyecanla yazıyorum. Zanzibar, Tanzanya’ya dış işlerinde bağlı ama iç içlerinde ayrı bir yönetimi olan bir ada ülkesi. Eşşiz kumsalları, denizi, yunusları, balıkları, yemek pazarı ve daha bir çok özelliği ile gerçekten sizi alıp götürüyor. Şimdiye kadar gördüğüm en başka yer desem yeterli sanırım.

Tanzanya’dan 50 dolar verip 11 kişilik bir cesna uçakla 20 dakika uçarak Zanzibar’a varıyorsunuz. Dilerseniz pilotun yan koltuğunu da  tercih edebilirsiniz J
Bu yolculuk Zanzibar’daki eğlenceninde bir nevi habercisi. Yok bu bana uymaz derseniz deniz otobusude mevcut ama ben kesin uçakla gidin derim.

Baharat Safarisi
taze muskat 
Valla Zanzibar’da muhakkak yapmanız gereken bir tur. Hem eğlenceli hem yemeli içmeli hem de çok şaşırtıcı…yıllarca baharatını kuru olarak gördüğüm her şey dalında, gerçekten inanılmaz.

Peki bu turda neler mi var?
aleo vera
- Papaya, aleo vera, lemongrass, anado(ruj) ağacı, leylak, acı biber, finis(jack fruit), kakao, kakule, muskat, muz, hindistan cevizi, Zanzibar safranı, zerdeçal, starfood, balungi(tanzanya greyfurt),tufa, bilinbi, sabun ağacı, stafil, ananas, ekmek ağacı, tarçın, kına ağacı, zencefil, mango… biraz daha devam ediyor. bu arada hepsini tadarak geziyorsunuz ya o da feci J

Kaplumbağa adası
ananas
Sahil kısmına inince tekneler var hemen birini uygun bir fiyata kiralayıp yola çıkıyorsunuz. Adada nefis bir kumsal, 100 yaşını aşmış dev kaplumbağalar ve eski bir köle pazarı var.

Yunuslarla yüzmek
Yine ayni teknelere atlayıp bu sefer düşün bakalım  yunusların peşine. yüzlerce derinlikte lacivert bir hint okyanusu, yunuslar, biraz korku…tek kelime ile çok etkileneceksiniz

Yemek pazarı
taze şeker kamışı
zanzibar pizzası
Hayatımda böyle bir yemek pazarı görmedim. Sahil meydanında akşam üstü başlıyor kurulmaya. Metrelerce tezgahlar, çeşit çeşit deniz mahsulleri, Zanzibar pizzası ki yerim italyan pizzasını o derece yani ve taze sıkılan şeker kamışı suyu…her şey kendi istedikleri gibi.
Karmaşa, telaş, kokular, duman…gerçekten afedersiniz ama daha manyak bir yerde bulunmadım. birde şu hijyen takıntınız gümrükte kalsın, bir rahat edin yahu J

Aslında o kadar yazacak şey, o kadar çok fotoğraf var ki… ancak ilk Afrika seyahati ancak kendinize yetiyor. Bol bol yazayım bol bol fotoğraf çekeyim diyemiyorsunuz. Afrika’yı anlamaya tanımaya çalışıyorsunuz sanırım ilk seyahatte bende ancak bu kadar yazabildim…ama en yakın zamanda yeniden yeniden ve yeniden giderim.