3 Ekim 2013 Perşembe

Biraz İtalya'da gezelim dedik :)

masal gibi Como kıyıları..


 Como gölü

28 Nisan 1945
Como gölü kıyılarındaki Dunga köyü… aylardır kaçmaktan yorulan Mussolini ve sevgilisi Clara Petacci  saklandıkları evin terasında gölü seyretmektedir. Ayni sahnede diğer bir yanda köye gelen alman kıyafetli subaylar artık sona yaklaştıklarnın farkındadır. Gölün sessizliği Clara’nın gözlerindedir ve  artık oda olacak olan herşeye razıdır. Çünkü kaçmaktan yorulmuştur. O esnada bahçeden sesler duyulur ve gölün tüm bu sessizliğini bozan silahlar ateşlenir. Como bütün güzellikleri bir yana bırakılarak tarihe bu ölümle geçmiştir.

Aslında bu kadar karamsarlıkla başlasam da hiç bir şey Como’nun güzelliğini, sessizliğini, büyüsünü bozamaz. Leverkusen’den arabayla atlayıp isviçre ve Alpleri aşarak geldiğim bu italyan kasabası gezinin ilk durağı. Bence orada geçireceğiniz saatlerde ve günlerde hiç bir şey yapmasanızda sıkılmazsınız. Como öyle bir yer… bir yanda tüm sessizliği diğer yanda gölden kalkan uçaklarla yapılan göl üstü seyahat, dağa tırmanan metronun manzarası, ağaçlar, evler hatta özellikle göl kenarındaki yalılar gerçekten görülmeye değer.

Como’ya gidin, dünyada çok az yer vardır hiç bir şey yapmadan sıkılmayacağınız burası o nadir yerlerden biri…

Milano
17 Kasım1898
duomo katedrali 
Napoli’de, köyünden  yola çıkan Enrico buralara gelirken bunların olacağını hiçde aklından geçirmemiştir. Bu saf köylü italyan genci bu gece Umerto Giordano’nun Fedora’sında  Milano’da ilk kez sahnede alacaktır. Salon hınca hınç dolu Enrico Caruso’nunsa dizleri titremektedir. Bu gece, o an Enrico farketmese de çok yakında onu tüm dünya tanıyacaktır.
2013
Caruso dinlenmeden gezilmeyecek olan bir Milano, şimdi yazının devamı okumayı bırakın ve başka bir internet sayfası açın. Caruso yazın ve ilk şarkıyı çalmaya başlayın. Her şey hazırsa yazıya tekrar dönebilirsin.
Milano, Lombardia bölgesinin ve İtalya’nın en önemli şehirlerinden biri. Dünyanın en  büyük Gotik tarzdaki katedrali olan Duomo di Milano’da şehrin kalbi…yanı sıra Milano'da bulunan Dominiken Santa Maria della Gracia Manastiri ve Kilisesi ve manastir yemekhane duvari uzerindeki Leonardo da Vinci'nin Son Aksam Yemegi tablosu buradaki her şeyin özeti gibi. Duomo’ya girişler ücretsiz lakin Santa Maria kilisesinde “son akşam yemeği”ni görmek isterseniz internetten rezervasyon yaptırıp bilet almanız gerekiyor. Yoksa benim gibi kapıdan dönersiniz.

Pizza Spontini
domatesli ançuezli pizza 
Milano’nun en eski pizza dükkanlarından, gerçi artık eskiliğin “e”si yok ama kuruluş eski J
Sadece iki tip pizza yapıyor, Margarita ve domatesli ançuez. Öyle bildiğimiz ince hamur değil en kallavisinden ve en hamurlusundan  gerçek italyan pizzası. Kuyruk beklemeyi, yer yemez masadan kalkmayı ve bağrışmalar içinde yemek yemeyi sanırım her şeye ragmen seveceksiniz.





Antica Focacceria S. Francesco
connolo
1834’de Palermo’da açılan  bu restoran Slow food restoran listesinde. Geleneksel malzeme ile geleneksel yemekler yapıyor. Yemekler başarılı lakin servis tüm italya’daki gibi sıradan ve berbat.
Ahtapot salatası, rigatoni alanorma, sardalya vs ler seçtik. Foccaciolar çok başarılı. En son tatlı olaraksa sicilya tipi Connolo yedik yani  kızarmış çikolatalı hamurların içinde ricotto  J
Milano’da douma kilisesi yakınlarıda bulabileceğiniz bir yerlerde isterseniz bir uğrayın derim. En başarılı kısmı restoran dizaynı.




Floransa
floransa ponte vecchio
Arabayla Como’dan ayrıldıktan sonra Milano’dan daha da güneye inerek çizmenin içine girmeye başladık. Burada vardığımız ilk yer Floransa… yıllardır en merak ettiğim yerlerin başındaydı. Bu merakta Medici ailesi ve sinyör Terim’in de etkisi olduğunu belirtmeliyim.

Iki şehir dünyada köprüler üzerinde kurulu dükkanlarla dolu yanı sırada alışveriş yapma olanağı sağlıyor;
Bursa ve Floransa
Iki şehir dünya’da kestanesi ile ünlü;
Bursa ve Floransa
Gerçi Bursa kestanesi diye bir şey kalmadı hepsi Aydın kestanesi, burada hem Aydın’ın hakkı yeniyor hemde Bursa’ya çok yazık oldu… biz bize sunulanlara karşı ne kadar nankörüz !!!

Floransa gerçekten, kalabalıklığı, köprüleri, binaları, kafeleri, sokakları, meydanlarıyla çok çok güzel bir şehir.

Pisa
sokaktan bir atıştırmalık 
 Floransa’dan yaklaşık 90 km daha devam edip artık çizmeden sahile doğru yol almaya başladık. Pisa sahilden önce son duraktı.  Küçük bir italyan şehri özellikle eski şehir çok etkileyici, kulesi görülmeye değer. Kum zemin üzerine yapılan kulenin zamanla yamulması ilginç bir görüntü oluşurmuş ,şimdi ise yamulma tamamen kontrol altında. Pisa’da yemek yemek için bulduğum restoran 2007 ‘den beri Michelin listesindeki La Clessidra…restoran hakkındaki detaylı yazıyı blogda okuyabilirsiniz.




Sanremo
spagetti vongole
Pisa’dan sonra sahilden Genova’yı geçerek Sanremo’ya ulaştık. Hem sahilden hem de otobandan ulaşabilirsiniz ama sahilde yol almak süreyi baya uzatıyor. Otobanın ise en keyifli yanı sağ tarafta altınızda duran akdeniz ve bitmeyen tüneller… Sanremo’ya vardığımızda rüzgarlı ve bulutlu bir hava vardı. Sahil kısımda pek kimseler yok ve aradığım restoran kapalıydı. Ço açıkmış olduğumuzdan ilk sahil restoranına oturduk. Servis berbattı. Hatta genel olarak italya’da servisin berbat olduğunu kesin söyleyebilirim. Küfürler, bağrışlar, çağrışlar…yine de mükemmel bir spaghetti vongole yedim. Çok çok başarılıydı. Italya’da servisdekileri hiç dikkate almayın derim. Gayet rahat ve sakin davranın hatta her şeyi tek tek isteyip daha da sinir bozucu olun. Bu sefer siz onları gıcık etmiş oluyorsunuz J
Sanremo’dan böylece geçiyoruz…İtalya şimdilik  burada biter ve biz yola devam ederiz...
Rota ; Monaco, Monte Carlo, Nice, Cannes, St. Tropez...

İtalya’yı araba ile gezme hakkında daha detaylı bilgi için Avrupa’da araba yolculuğu hakkında uyarılar yazsısını okuyun derim.
Como gölü kıyıları
James Bond evi / Como gölü 

1 yorum: