fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2013 Perşembe

Arupa’da araba ile gezeceklere öneriler…

bizim rota 

- En önemli kural; yanınızda navigasyon olmadan Avrupa'da gezmeyi unutun.

- Diğer önemli kuralda özellikle Almanya’da kurallara net uyun. Hatta trafik kuralları neler diye de bir çalışın zira Türkiye’de uygulamadığımız hatta bilmediğimiz bir çok kuralı burada uygulamak zorundayız. Özellikle yaya, bisiklet ve göbekten dönüş kurallarına göz atın.

- Korna çalmayı unutun !!!

- Otobanlar;
Almanya, ücretsiz
Isviçre, ücretli ve yıllık kart almak zorundasınız. (33 euro) almadan ülkeye giremezsiniz. Ya sınırda alacaksınız yada diğer ülkelerdeki ADAC kart merkezlerinden.
İtalya; ücretli hatta birazda pahalı. Kredi kartı dahil ödeme seçenekleri var. bazı otoyollarda önce ödeyip sonra geçiyorsunuz. Bazılarında kart alıp sonra nakit yada KK ödüyorsunuz. KK ile ödeme inalımaz hızlı 1 saniyede nasıl oluyorsa ödeme alıyor. Inanamayacaksınız.
Avusturya; ücretli ve kart satışları sınıra varmadan önceki petrollerde bulunuyor. Yani İsviçre gibi sakın kart almadan otoyola girmeyiz zira gişede ödeme yok cezasıda 300 euro civarında !
Fransa; Ücretli gişelerde nakit hallediyorsunuz.

- Her ne kadar kendi aralarında serbest dolaşım varsa da özellikle İsviçre ve İtalya girişlerinde arama olabiliyor. Evraklarınızın tam olmasına dikkat edin.

- Tüm bu ülkelerde otoban marketleri pahalı 1 şişe 33’lük pet su 2.5 euro civarında. Bence otobanda gerekli su, sakız, çikolata vs gibi şeyler otele yakın bir marketten alın. Zira uzun bir yolculukta suya sürekli 5-6 tl para vermek sinir bozucu olabilir ki oluyor J

- Otoyollardaki hız limitlerine dikkat yoksa radar şipşak yakalıyor.

- Yanı sıra limitsiz otoyollarda var özellikle Almanya’da bu sebeple otoyolda hıza da dikkat edin. Öyle kendi kendinize sağdan gidemezsiniz çoğu zaman basmak zorunda kalabiliyorsunuz.

- Otopark önemli bir sorun aklınızda hep bulusun. Özellikle kalacağınız otellerin
otoparkı olması önemli, buna dikkat edin.

- İtalya’da yoldaki parklar mavi ve sarı çizgili olarak ayrılıyor. Sarı çizgililere asla yabancılar park edemiyor. Mutlak cezası var. Sarı çizgili parklar semt sakinlerine ait. Maviler turistler ve diğer şehirlerden gelenler için uygun ama boş bulabilirsen.

- Sokaklarda genel olarak ödemeler makine üzerinden yapılyor. Önce ödüyor fişinizi alıp cama içten (yoksa alınabilir) koyup gidiyorsunuz. Lakin en ufak gecikme bile cezaya tabi, bu yüzden hep yarım saat fazla alın derim.

- Diğer katlı yada yer otoparklarında fişi alıp çıkıyor girerken ödeyip çıkıyorsunuz.

- Nerelere gitmek istediğiniz ve ne yapmak istediğiniz 24 saatten önce belirlenmiş olmalı. Bu gezmek istediğiniz yerleri gezebilmeniz için önemli zira bazı müzeler reserve ile çalışıp bir kaç gün önceden dolu olabiliyor.

- Bazı oteller 24 saaten az rezervasyonu kabul etmiyor. Yani kalacağınız yerede 1 gün önce karar vermeniz önemli. Yoksa kapı kapı gezebilirsiniz.

tüneller
Kısa Notlar
-      -  Otoyolda su pahalı !
-      - İtalyan radyolarında susmayı bilmiyorlar ve kafanız şişiyor.
-      -  Emilia – Romagna bölgesi ve Toskana arası manzara enfes.
-      -  Diğer bir yer de; Lugano’dan Zürih’e giden yolda alpleri aşarken dünyada daha manzaralı bir yol olmadığını düşüneceksiniz.
-       - Tüneller ve köprüler size ilginç ve güzel gelecek.
-       - Her yerde 0.50 yahut 1 euro şehir vergisi var.
-       - Italya’da yollar arası km tabelası yok. Şehirden çıkıyor gitmek istediğiniz yere varıyorsunuz. Km navigasyonda J
-       - Bazı otellede otopark extra ücretli dikkat edin.
-       - Arabayı park edip şehirde gezerken de muhakkak bir harita edinin.
-       - Aradığınız her yeri navigasyonla gerçekten rahatlıkla bulabilirsiniz.
-       - Naviasyonunuz günceleme yapabiliyorsa trafik için alternative rota yönlendirmesi yapıyor.
-       - Işe gidiş (06-09) arası ve işten çıkış (16-19) arası trafik her yerde felç unutayın.
-       - Bir başka yolculukta görüşmek üzere EMNİYET KEMERİNİZİ TAKMADAN YOLA ÇIKMAYIN.


alamanya :)




14 Şubat 2013 Perşembe

Fransa’dan İlk Yazı; Türkçe, Fransızca kardeşliği





Fransa’ya geldiğimden beri en çok şaşırdığım husus Türkçe’nin Fransızca’yı bu kadar etkisi altına alması oldu J
Okuduğum reklam yazılarında, tabelalarda , gazetelerde ve dergilerde hep bizden kelimlere rastladım. Hatta buralarda Fransızca kelimelerin yüzde 13’ünü Türkçe kelimlerin oluşturduğu bile rivayet buyruluyor…

nerdeyse yarı türkçe :)

Sizler için iki Fransızca gazete küpürünü yayınlıyorum. Hani biraz zorlasak hepsini anlayacak gibiyiz yani J

Fransızların en çok kullandığı Türkçe kelimlere örnekler;

Kanepe, teras, balkon, parke, kablo, priz, gravür, pano, bordur, asfalt, apartman, tiyatro, opera, senaryo, plaka, konferans, seminer,  viyadük, antre, şempaze, tampon, direksiyon, motor, radyo, radyatör, paspas, pantalon, ceket, mont, somya, kürdan….uzayıp gidiyor. 
Ayrıca içinde “J” harfi bulunan tüm Türkçe kelimelerde Fransızcaya kolaylıkla geçmiştir.

Fransızların yanlış anlamda kullandığı Türkçe kelimle örnekleri;

Enteresan : Türkçe’de ilginç anlamına gelen kelimemizi Fransız kardeşlerim “öğretici” anlamında kullanıyor. Yani bir kitap okurken çok şey öğrenen Fransız “ne kadar enteresan” derken aslıda “ ne kadar öğretici” diyor. Ama Türkçe’de bu kelime “ilginç” anlamına geliyor.  

Apartman: Türkçe’de “ apartman” Fransızca’da ise “ daire” anlamına geliyor.

Şarküteri : Türkçe’de kahvaltılık her ürün bu gruba girerken Fransız kardeşlerim sadece işlenmiş domuz ürünlerini bu kısma sokuyor.

nerdeyse tamamı türkçe :))))
Bilinen en ilginç yanlışlar;

Mason: Duvar ustası
Pavyon: tek katlı müstakil ev
Metres: ilkokul öğretmeni
Eşarp : erkek yada kadın için atkı

Şaka bir yana bu iki günlük süre içinde gerçekten Fransızların dillerine sahip çıkmalarına ve korumalarına yanı sıra dillerinin bu kadar geniş olmasına buna katkılarına gerçekten hayran kaldım.

Fransızlar sadece kelimelerin zenginliğiyle değil söylenişiyle de çok alakalılar. Kulaktaki ahengi bozmamak için bazen kelimelere harf ekleyip çıkarabiliyorlar. Yani biz “şiir gibi dil” diyoruz ya bu hamleyle bunu kuvvetlendirmiş oluyorlar.

Diger bir enteresan husussa  (dikkat ettiyseniz yanlış kullandım ) çocuklarına yüksek bir fransızca öğretmek için ortaokul ve lisede ikinci dil olarak “latince” dersi aldırıyorlar. Böylece dillerinin kökeni hakkında daha fazla bilgi edindirip dillerinin zenginliğini koruyorlar.

Bizler ise mümkün mertebe daha az kelime kullanmak için çabalayıp duruyoruz, her şeye tabii, evet, ok  gibi saçma kelimeler kullanıp dilimizi kısırlaştırıyoruz. Yanı sıra da eski kelimelerimizi beğenmeyip  yerine saçma sapan yabancı kelimeler kullanıyoruz ya…

Çok yazık oluyor çok…